ÖDEME SÖZLEŞME YÖNET(EME)MELİĞİ

                   


                    Son ödeme sözleşme yönetmeliği Sağlık Bakanlığı’nın aile hekimliğine bakış açısını değiştirdiğini göstermektedir. Eskiden Bakanlık “Kervan Yolda Düzülür” felsefesine sahip iken artık “Aile Hekimliği Mevzuatsız da Yönetilebilir” felsefesine geçiş yapmıştır.
                   Yönetmeliğin neden çıkarıldığını alenen veya gizliden herkes kabul etmektedir: nöbete gitme oranlarını bir nebze artırabilmek…
                   Nöbet konusunu artık tartışmak bile gereksizdir. Her ne kadar aksine bir algı operasyonu yapılmaya çalışılsa da “demokratik hakkını kullananlara” idari yaptırım yapılamayacağını artık sağır sultan bile duymuştur.
                   Bu yönetmeliğin esas vahameti Türkiye de yaşayan herkesi ilgilendiren aile hekimliği sisteminin nasıl yönetildiğini tüm çıplaklığı ile ortaya koymasıdır.
                   Önceki yönetmeliğe göre 4 temel değişiklik yapılmıştır:
                   1) Uzun olan isim kısaltılmıştır.
                   2) Aile hekimliği çalışanlarına baskı kurulabilmesi için yerel idarelerin eli kuvvetlendirilmeye çalışılmıştır. (Bu işten avukatlar karlı çıkacaktır)
                   3) Kırsal kesimde aile hekimliği yapmanın cazibesi azaltılmıştır. ( Her zaman ki gibi yargıdan döneceği aşikardır)
                   4) Eskiden yönetmeliğin için yer alan “ İzin düzenlemeleri “ geçici maddeye rotasyon yaptırılmıştır.
                   Burada esas olarak izin düzenlemesi Türkiye’deki aile hekimliği sisteminin nasıl yönetil(eme)diğini göstermektedir.
                   Türkiye de ilk planlanan “yarı kamu yarı özel aile hekimliği modelinin” 21.12.2008 tarihli 2008/63 sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile iflas ettiğinin herkes farkına varmıştı. Bu tarihten sonra kurgulamanın yeniden yapılması gerekiyordu. Bu AYM kararından sonra açılan aile hekimliği çalışanları ile ilgili tüm düzenlemelerde yüksek mahkemenin bu kararı ile aynı kararlar vereceğini hukuk okumamış aile hekimleri bile öngörebilmişti. Ama işi aile hekimliğinin yönetim kademeleri görememiş miydi?
                   Bu karardan sonra yüksek mahkemenin izin hakları konusunda da vereceği kararı herkes tahmin ediyordu. Buna rağmen aile hekimliğinin izin hakları konusunda çalışma neden hiç çalışma yapılmamıştır?
                   Anayasa Mahkemesi kararı, Danıştay kararları varken eski yönetmelikteki izinler ile ilgili, maddeyi yönetmeliğe “geçici madde olarak koymak” aile hekimlerinin izin sorununa çözüm üretildiğini iddia etmek hangi hukuki, idari mantığa sığmaktadır?
                  Aile hekimliğinde çalışan 44 bin çalışanın izin haklarının hala ne olduğu “mevzuatça” belli değildir. Türk idari tarihine ilk defa “teamülü” mevzuat olarak kabul edilmeye çalışılmaktadır. Bu ülkenin sağlık göstergelerini en üst seviyeye çıkaran aile hekimliği çalışanlarına baskı kurabilmek için olmadık talimatlar yağdırır iken esas işlerini yapmayanların performansını nasıl bulursunuz?
                 Çıkardığı mevzuatların iptallerin sayısı bakımından Sağlık Bakanlığı liderliğe yükseltenlerin performansı nasıldır? Aile hekimliğine uygulanan “Negatif performans” bu idarecilere uygulansaydı korkarım maaş da alamazlardı…
                 Tüm bunlardan sonra herhalde “Bu ülkenin aile hekimleri yöneticilerinden daha başarılıdır. Aile hekimleri sorumlu oldukları işi lâyıkı ile yapmış, ülkenin sağlık göstergelerini en üst düzeye taşımıştır. Yöneticileri ise 7 yılda bir mevzuat düzenlemesi dahi yapamamıştır.” Cümlesi durumun özeti olur.

PAYLAŞ: