SON DANIŞTAY KARARI; HUKUK MÜCADELESİ DEVAM EDECEK

             

                Son Danıştay 5. Dairesi Esas No : 2012/8148 Karar No : 2015/1711 sayılı kararı üzerinde Sağlık Bakanlığı’nın yapmaya çalıştığı algı operasyonuna karşı politika geliştirebilmek için yerel mahkemenin ve yüksek mahkemenin .olaya bakış açısını ve kararlarını irdelemek gerekir.
                Olayı anlayabilmek için sürecini özetlemek gerekir. Biz bu olayda neyi dava konuş etmiştik. Bunu dava dilekçesine göz atarak bir bakalım.
                Talebimiz şu idi: “…..Andırın Kaymakamlığı’nın, Andırın İlçe Hastanesi’nin B1041sm4463007/583 Sayı, Acil poliklinik nöbeti ve adli nöbet hk konulu 30.06.2011 tarihli idari işleminin İPTALİNE ve YÜRÜTÜLMESİNİN DURDURULMASINA karar verilmesinine….”.
                İdare ise bu davaya nasıl bir savunma verdi? İdarenin savunması özetle “… Andırın Devlet Hastanesi E1 gurubudur. Entegre hastane statüsündedir….”  Şeklinde idi. O zaman li Kahramanmaraş Sağlık Müdürlüğü E1 statüsünü bilmemesi hakkındaki garipliği bir kenara bırakmak gerekir.
                Yerel Mahkeme ne demiştir: “…Olayda, Andırın Devlet Hastanesi'nin, Sağlık Bakanlığı'nın 28.06.2011 tarih ve 8387 sayılı işlemiyle Entegre İlçe Hastanesi statüsüne dönüştürüldüğü ve İlçede adli tıp kurumunun da bulunmadığı anlaşıldığından, kamu yararı düşünülerek aile hekimi olan davacının, Andırın İlçe Hastanesi Acil Polikliniğinde ve İlçe'de meydana gelen adli vakalarla ilgili olarak nöbet tutmak üzere görevlendirilmesinin uygun görülmesi (olur verilmesi) yolundaki dava konusu işlemde hukuka aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmaktadır…..” .
                Burada yerel mahkemenin olayı nasıl değerlendirdiğine iyi bakmak gerekir. Mahkeme iki sebep ile davayı reddetmiştir: 1) Andırn ilçe hastanesi entegredir, 2) Kaymakamlığın yaptığı işlem kamu yararınadır.
                Bundan şunu çıkarabiliriz. Yerel mahkemeler idarenin verdiği her bilgiyi nedense araştırmadan doğru kabul edebilmektedir. E1 Hastane statüsünün mahkemece irdelenmemesi buna en güzel örnektir.
                Yerel mahkemeler çalışan ve idare arasındaki husumetlerinde idare lehine kamu yararına ilkesini birinci planda tutmaktadır. Yerelde kaybedilen davaların gerekçelerine bakılırsa bu açıkça görülebilir.
                2577 Sayılı kanunun 2 maddesinde idari yargının yetki sınırları çizilmektedir: “….İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar….”. Yerel mahkeme dava konusunda karar verirken Aile Hekimliği kanununa hiç atıf yapmamıştır.
                Burada Yüksek Mahkemenin açıklamalarına ve gerekçelerine bakmak gerekir. Yüksek Mahkemenin kararında Andırın İlçe Hastanesinin entegre statüde olup olmadığını irdelemeden çalıştığı yer fark etmeden tüm aile hekimleri için bir ortak karar vermiştir. Yani entegre hastane bünyesinde çalışan tüm hekimler için de Danıştay kararı geçerlidir.
                Danıştay ne demiştir: “…Bu nedenle, dava konusu işlemde olduğu gibi, aile hekimlerinin adli tabiplik hizmetlerinde görevlendirilmeleri ve bu hususta nöbet çizelgelerine dahil edilmeleri yasal dayanaktan yoksun olup, bu yönde tesis edilmiş olan dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır…”. Bu şu anlama gelmektedir. En küçük ilçemizden en büyük ilimize kadar hiçbir aile hekimine adli tabiplik hizmetlerinde görev verilemez.
                Burada gözden kaçan bir ayrıntı vardır. Danıştay bu kararla aile hekimlerine eski sağlık ocağı hekimlerine verilen görevlerin otomatik olarak aile hekimlerine geçtiği algısını bitirmiştir. Nasıl mı?
                Sağlık ocaklarının kurulmasına dayanak oluşturan 224 Sayılı kanunun 10. Maddesinde “…Sağlık ocakları ve evleri her türlü koruyucu hekimlik hizmetleri, hastaların muayene ve tedavisi ile, sağlık ocağına kayıtlı şahısların sağlık sicillerini tutmakla mükelleftir. Ocak hekimleri yalnız kendi ocakları içinde adli tabiplik vazifesi görürler…..” denilmekte idi. Bu madde ile sağlık ocağında çalışan hekimlere adli tabiplik görevi de verilmişti.
Sağlık Bakanlığı bürokrasisi de 224 sayılı kanun ile yetiştiği için aile hekimlerini sağlık ocaklarının devamı gibi görmeye ısrarla devam etmektedir. Bu nedenledir ki alt mevzuat ve genel yazılarda aile hekimlerine sağlık ocaklarının görevleri yıkılmaya çalışılmaktadır.
Danıştay buna artık dur demiştir. Adı ne olursa olsun defin ruhsatları düzenleme nöbetleri de bu kapsamdadır.
Peki acil nöbetlerinde durum nedir?
Küçük ilçelerimizde hala aile hekimleri acil servislerde zorla çalıştırılmaya çalışılmaktadır. Yüksek mahkemenin kararında 5258 sayılı kanunun görev tanımına atıf yapması bu konuda iptal kararı vereceği muhakkaktır.
Bu kararda acil nöbetleri ile ilgili hüküm yoktur. Bunun sebebi hem yerel mahkemenin hem de Danıştay’ın Andırın ilçe hastanesini entegre hastane kabul etmesidir. Andırın ilçe hastanesi o dönemde E1 grubu hastane statüsünde idi. E1 Grubu hastaneler oysa ki entegre hastaneler değildir. Küçük ölçekli ilçe hastaneleridir. Savunma avukatları hastaneye bu konuda bir belge sundukları için mahkeme bu konuda sorgulama yapmamıştır.
Bundan sonra süreç nasıl işleyecektir? Bunun için Danıştay’ın kararına bakmak lazım.  Kararda “… İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere ...” denmektedir.
İYUK 49. Maddesi 1/b de “….Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir….” Denmektedir.
3. fıkrada ise “…Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir…”
Bunlar ne anlama gelmektedir. Danıştay adli tabiplik konusunda kesin kararını vermiştir. Davanın ikinci kısmı olan acil nöbeti kısmı için bir karar verecektir.
Sağlık Bakanlığı neden bu kararı önemsemekte ve iptali için bu kadar çalışmakta dosyalar hazırlamaktadır? Sağlık Bakanlığı neden bu dosya için özel avukatlar görevlendirmektedir?
Sağlık Bakanlığı bilmektedir ki bu mahkemeden Danıştay’ın gerekçesine uyarak karar çıkarsa aile hekimleri için -mevcut kanun ile- nöbet konusu tamamen bitecektir.
Haftanın 5 günü aile hekimliği sisteminde çalışan aile hekimlerinin Cumartesi günleri kanuna göre alt bir mevzuat ile sağlık ocağı hekimliği yaptırılmasına artık Danıştay’ın ne karar vereceği artık aşikardır.
Bakanlığın bu hamlesine karşı biz de boş durmayacağız. Andırın devlet hastanesinin entegre olmadığı ve ilk kararda bunun dikkate alınmadığını belirterek mahkemeye itirazımızı sunacağız. Mahkeme bu durumda bu konu ile ilgili de hüküm vermek zorunda kalacaktır.
                Aile hekimleri ile Bakanlık arasındaki yaşanacak olan büyük hukuk mücadelesini hep beraber yaşayacağız..
 
 
                                                                                                                             Dr. Lütfi TİYEKLİ
                                                                                                              KAHED Yönetim Kurulu Başkanı
 

PAYLAŞ: